Lady: “Ama bu çok büyük… Ben bunu nasıl alırım?”

​Spyhackerz’ımızın çiçeği burnunda adminlerinden Lady, admin olması şerefine gelen hediye paketlerini tek tek açıyordu. Tam “Bitti herhalde” derken, gözü odanın köşesinde duran o devasa pakete yöneldi.​Şaşırmıştı; bir o kadar da heyecanlı ve stresliydi. Aman Tanrım, bu nereden çıkmıştı böyle? Ne kadar da büyüktü, ne kadar da heybetli…​Daha fazla dayanacak gücü kalmamıştı, merağı engin dağlara sığmamış, aşmıştı. Heyecandan elleri titreyerek yanında duran arkadaşı Lilith’e seslendi:​

Lady: “Lilith… bakar mısın? Şunun boyutuna bir bak. Ama bu çok büyük… Ben bunu nasıl alırım?”​

Lilith, kutunun kapağına şöyle bir uzandı, hafifçe süzdü ve ellerini beline koyarak cevap verdi:​

Lilith: “Kızım ne var bunda büyütecek? Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz, kafaya takma o kadar. Biraz zorlasan halledersin, aç gitsin.”​

Lady: “Nasıl kafaya takmayayım kedicik? Bir kenarından tutuyorum ama ellerim kavramıyor ki… Çok büyük hiç bu kadar büyük görmemiştim, çok heybetli duruyor. Ya elime yüzüme bulaşırsa beceremezsem?”

​Lilith: “Uzatma artık Lady! İki elinle şöyle okşaya okşaya kurdalyeyi dikkatlice kavrayıp kendine doğru çekeceksin hepsi bu. Hadi bastır biraz kutuyu korkma!”​

Lady derin bir nefes aldı. Hediyenin büyüklüğünün büyüsüne kapılmış olmanın verdiği o saf gafletle, usulca minik ellerini paketin üzerine koydu ve hamle yaptı.​Paketi açtıklarında, yüzlerindeki o büyük merak duygusu aniden yerini tam bir şaşkınlığa bıraktı.​Kocaman, devasa kutunun tam ortasında sadece küçük bir not kağıdı duruyordu. Üzerinde altın yaldızla şu cümleler yazılıydı:​

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirden anlamayanın hakkı kötektir.”

​Bu konuda ikisinin de hiçbir fikri yoktu.​Lady, hayal kırıklığıyla o minik ellerini paketin üzerinden yavaşça çekti. Gözlerini karşısındaki Lilith’e dikerek her zamanki gibi boş boş baktı.​Belki de bu durum, Spyhackerz içinde yer alan derin SPY’ ın tertibiydi; zihnini bulandırıp görevini yerine getirip getirmediğiyle alakalı sinsice kurulmuş bir teftiş haliydi.​Mutluluğu içinde bir heves, bir heyecan, bir çığlık şeklinde yarım kaldı.​Oysa ki ilk gördüğünde ne kadar heveslenmişti… Ne kadar da büyüktü, ne kadar da inanılmazdı!